İzmir tarihi,kültürü,gelenek-görenekler,yemekleri,oyunları

İzmir tarihi,kültürü,gelenek-görenekler,yemekleri,oyunları

İleti ErAy » 27 Arl 2009, 18:04


İzmir Tarihi

Eski İzmir kenti (Smyrna) körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu. Son yüzyıllar boyunca Meles Çayı'nın ve Sipylos Dağı (Yamanlar Dağı)'ndan gelen sellerin getirdikleri mil ile bugünkü Bornova ovası oluştu ve yarım adacık bir tepe haline dönüştü.

Şimdi Tepekule adını taşıyan bu höyüğün üzerinde Tekel Müdürlüğü'nün İzmir Şarap ve Bira Fabrikası'na ait numune bağı bulunmaktadır. 1955'ten beri yoğun gecekondu bölgesi olan bu çevrede İzmir'deki ilk yerleşim yeri olarak tespit edilen İzmir Höyüğü bulunur. Buradaki ilk kazılarda Türk Tarih Kurumu ile Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü"nün büyük katkıları olmuştur.

Batı Anadolu kıyılarındaki ilk yerleşimler -ki bunlar Troya Savaşlarından sonra kurulan Aiol, İon ve Dor kökenlidir- genelde küçük yarımadalar üzerinde kurulmuştur. Bunlar, Çandarlı (Pitanes), Foça (Phokaia), İzmir (Smyrna), Kilizman (Klazomenai), Milet ve İasos gibi yerleşimlerdir. Bunun nedeni yerleşim yerlerini kuran ve oturan insanların daha çok Hellenli ve den olmalarıdır. Böylece yarımada yerleşikleri hem iki limana sahiptiler, hem de kara denizden gelecek saldırılara karşı güvence içindeydiler.

Elverişsiz havalarda limanlardan biri uygun olmadığı takdirde gemiciler diğer limanı kullanma şansına sahiplerdi. Bayraklı Höyüğü körfezin kuzeydoğu köşesinde, kuzeyine sarp kayalı Yamanlar Dağı'nı da alarak karadan gelecek saldırılara karşı rahat bir konumdaydı. Güneyi imbata açıktı. Eski İzmir yerleşimi yaklaşık 3000 yıl boyunca bu yarımada üzerinde yer aldı. M.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında büyük nüfus artışı yüzünden bugünkü Kadifekale (Pagos) eteklerine taşındı.

Örf Adet Gelenek ve Görenekler

Kız istenirken
3 defa isteme tekrarlanır ve kız tarafı 3. de kısmet der. Yani istenirken peşpeşe 3 defa Allah'ın emri deniyor.

Akraba evliliği kesinlikle yapılmaz.

En az yedi kuşak yabancıdan kız alınır veya verilir.

Kan davası mutlu ve acılı günlerde unutulur. Ama kin devam eder.

Dostluklar derindir. Cenaze evi 15 gün boyunca yemeksiz bırakılmaz.

Gelinler aile büyüklerini yatırmadan ve ellerini öpmeden uyumaz.

Yöresel Yemekler

İzmir denince akla sağlıklı, insanı fazla yormayan, hafif yemeklerden oluşan bir mutfak gelir. Özellikle zeytinyağı İzmir mutfağı’nın baş tacıdır. Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezidir zeytinyağı aynı zamanda. Zeytinyağının yanında çeşit çeşit yabani otları ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan bağları unutmamak gerek… Ve tabii balık…
İzmir mutfağı, Ayvalık gibi Ege mutfağının tipik özelliklerini taşır. İzmir denince akla ilk gelen Kumru sandviç, buzlu badem ve Kordonboyu’dur. İzmir mutfağına özelliğini veren yabani ot yemekleri, Ege’nin ot cenneti Tire yöresinde yoğunlaşır. Ot kavurması, Sarmaşık ve Kuşkonmaz Kavurması diğer ot yemeklerinin yanında göze çarpanlardan. Bir de ısırgan otundan yapılan Okma var. İzmir ve yöresinin yemekleri de çeşit açısından son derece zengindir. Başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz.

Tarhana Çorbası: Yaz mevsiminin sonuna doğru un, yoğurt, bol domates, kırmızı biber, İzmir’e özgü yabani otlar önce kazanlarda pişirilir, daha sonra ekşimeye bırakılır, kurutulur, el ile ovularak, un haline getirilen tarhanalar, iyice kurutulup, kışa saklanır.Soğuk kış günlerinde et suyu ile pişirilip, kızarmış ekmekle sıcak sıcak servis yapılır.Tarhana çok lezzetli, besin değeri yüksek yöresel bir çorbadır.

Keşkek: Özellikle düğün ve bayram yemeği olarak bilinir. Taş dibeklerde döğülerek kabuğu çıkarılmış yumuşak buğdayın, koyun etiyle büyük kazanlarda ve bol odun ateşinde iyice pişirilmesiyle oluşan keşkek, düğünlerde misafirlere ikram edilir.Kalaylı bakır sahanlarda ikram edilen keşkeğin üstüne salçalı ve kırmızı biberli tereyağı dökmekte adettir.

Zerde: Keşkek gibi özel günlerin yemeğidir. Tatlı olarak sofraya en son getirilir. Nişasta, pirinç ve şekerden yapılıp, üzerine tarçın ilave edilir.

Sura: Özellikle Kurban Bayramından sonra yapılan bir yemektir. Kurban etinin kaburga kemiklerinin bulunduğu bölüm kesilerek, büyük et parçası çıkarılır.Kaburga kemikleriyle et kısmının arası tuz ve baharatla oğulduktan sonra, iç pilavla doldurulur. Doldurulan kısmın etrafı pişerken pirinçler dağılıp dökülmesin diye yorgan iğnesiyle dikilir. Kuzu tenceresi denilen büyük bakır tencerede pişirilir. Daha sonra bir tepsiye alınarak, üzeri salçalı tereyağ ile yağlandıktan sonra, fırına sürülür. Pembeleşinceye kadar kızartılır.Sıcak olarak servis yapılır.

İzmir Köftesi: Et iyice döğüldükten sonra soğan suyu, tuz , karabiber ve diğer baharatlar, ekmek içi ve yumurta ile yoğrulur.Köfte şekil verilerek, yağda kızartılır. Üzerine domates konularak pişirilir. Sıcak servis yapılır.

Papaz Yahnisi: Dana eti doğranarak toprak bir tencereye konur. İçine soğan, sekiz-on tane bütün sarmısak, tuz, biber, kimyon ve sirke ilave edilir. Hiç su konulmadan tencerenin kapağı buhar çıkmayacak şekilde sıkıca kapatılarak, pişirilir.

Mücmeri: Kıyma ve soğan yoğrulur.Haşlanmış pirinç ile karıştırılıp, ovulur. Macun haline gelince yumurta, maydonoz ve tuz ilave edilir. Üstü örtülüp bir süre dinlendirildikten sonra, yağda kızartılır.

Pirinçli Domates Dolması: Domates rendelenir, tereyağında biraz pişirilir. Birkaç domatese bir çorba kaşığı tereyağ yeterlidir. Et suyunu koyup, kaynattıktan sonra, içine biraz tuz atıp, pirinç salınır. Fındık büyüklüğündeki köfteler, tepsiye serpilen una bulanır, daha sonra kaynayan pirinç suyunun içine salınır ve pişirilir.

Kol Böreği: Alt üst böreği hamuru ile olur. İstenildiği kadar beze tutulur. Açılır ikiye katlanır, peynirli veya kıymalı iç konur. İzmir’de genellikle ıspanaklı yapılır. Ispanak kavrulursa ağır olur. Temiz yıkanıp, doğranan ıspanaklara ince doğranan bir soğan, tuz, karabiber karıştırılıp, böreğin içine katılır, rulo şeklinde sarılır. Sonra tepsiye sıralanıp, kesilir. Üzerine bol zeytinyağı sürülüp, fırına verilir. Pişince üzerine tepsi kapatılır.

Gerdan Tatlısı: Kurban Bayramlarında özellikle kurban etinden yapılan baharatlı bir et tatlısıdır. Kurbanın boyun kısmı önce çok az bir tuzla haşlanır. Sonra pişmiş et lifleri didiklenerek, kemiklerden ayrılır. Üzerine et suyu, şeker, tarçın, karanfil gibi baharatlar atılarak, ağdalı bir hal alıncaya kadar pişirilir. Pişmeden biraz önce içine kayısı ve kara erik kurusu ile kavrulmuş badem veya çam fıstığı ilave edilir, yemek üzerine sıcak olarak yenir.

Radikal Salatası: Yabani bir ot olan radika, İzmir ve çevresinde şifalı bir yiyecek olarak kabul edilmektedir. Pek çok çeşitleri olan bu ot cinsinin, temizce yıkanmış, bol su ile haşlanmış, üzerine bol limon ve zeytinyağı ilave edilmiş salatası servis yapılır.

Zeytinyağlı Taze Fasulye: İnce doğranmış bir adet kuru soğan yarım su bardağı kadar zeytinyağında biraz öldürülür, üzerine ayıklanmış doğranmış taze fasulyeler ilave edilir, biraz kavrulur, üzerine bolca rendelenmiş domates, tuz, biraz şeker ilave edilir. Daha sonra yeteri kadar sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pişirilir. Tencerede soğutulup, servis yapılır.

Telkadayıf: Türkiye’nin hemen her yöresinde çok lezzetli yapılan besin değeri çok yüksek olan telkadayıf İzmir’de de çok sevilen tatlıların başında gelir. Eritilmiş margarin ve tereyağı karışımı telkadayıflara iyice yedirilir. Yağlanmış tepsiye serilir, üzerine bolca dövülmüş ceviz dökülür, tekrar yağlanmış kadayıf serpilip, bastırılır. Orta hararetli fırında pembe renkli pişirilir.Biraz ılıyınca üzerine soğuk şurup dökülür.Arzu edilirse, üzerine bir parça kaymak koyup, servis yapılır.

Kaymaklı Dondurma: Yazları çok sıcak olan İzmir’de güneş körfezde batarken, dondurma yemek bir alışkanlıktır. İzmir’ in kaymaklı dondurması nefis lezzetiyle hem serinlik hem de sıcak nedeniyle gün boyunca vücudun harcadığı enerjiyi geri verir. Süt, şeker, ve salep bir tencerede pişirilip, kavrularak, soğutulur. Buzdolabının buzluğunda ve ara sıra karıştırarak, iyice donması sağlanır, fıstıklarla süslenerek, servis yapılır.

Ekmek Dolması: Ekmek dolması Ege Bölgesinin özellikle Ödemiş ve Tirenin meşhur yemeğidir. Fırınlarda özellikle ekmek dolması yapmak için ekmekler satılır. Bu ekmekler yuvarlak olur. Ve alınan gün yapılmaz genellikle. Ekmek bayatlatılır, bir kaç gün sonra yapılır. Önce ekmeğin üzerinden kapak şeklinde kesiyoruz. Ekmek biraz bayatlamış olursa içini daha rahat boşaltabiliriz. İç kısmını elimizle oyarak tamamen boşaltıyoruz. Diğer tarafta bir tencerede yağı eritiyoruz ve çok ince kıyılmış soğanları, tuz ilavesiyle sararıncaya kadar kavuruyoruz. Sonra üzerine kıymayı ilave edip, suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Bu arada salçayı, pul ve karabiberi de içine ilave edip, en son çok ince kıyılmış maydanozunu da katıp, ocağın altını kapatıyoruz. Daha önceden çıkardığınız ekmek içlerini de bu kıymalı harca karıştırıp, içini boşalttığımız ekmeğin içine iyice dolduruyoruz. Ekmeğin kapağını da üzerine kapatıp, eritilmiş tereyağıyla ekmeğin her tarafını yağlıyoruz. Büyükçe geniş bir tencerenin içine 7-8 su bardağı su koyup, tencerenin üzerine de bir süzgeci (tencerenin içine düşmeyip, tam üstünde kalacak büyüklükte olacak) yerleştirip, ekmeği üzerine oturtuyoruz. Buharlama yöntemiyle tahminen 30 ila 45 dakika arasında suyu çekene kadar pişiriyoruz. Tencereye uygun süzgeç yoksa tencereye konulan su miktarını azaltıp tencerenin dibine 2 çatal koyup üstüne ekmeği oturturuz. Kıyma yerine kuşbaşı et kullanılabilir. Hatta evde haşlanmış nohutunuz varsa o da ilave edilir.

Halk Oyunları

İzmir yöresi halk oyunları, İzmir ili ve çevresinde halk tarafından oynanan kendine özgü karakteristik yapısı olan oyunlar.

İzmir Ege Bölgesi'nin batı ucunda bulunan bir şehirdir. Yörede oynanan oyunlar zeybek türünün ağır zeybek bölümüne girmektedir. İzmir ve köylerinde ağır ağdalı zeybek figürlerine ve zeybek türkülerine rastlanır.

İzmir'i halk oyunlarında ayrıcalıklı kılan ise İzmir yöresi halk oyunlarının kurumsallaşmış olmasıdır. Bunda da en büyük rolü ilde bulunan konservatuar oynamıştır. Halk oyunları konservatuarı sayesinde yöre halk oyunları istenilen düzeye ve kaliteye ulaştırılabilmiştir.

Halk oyunları açısından; Türkiye'nin en gelişmiş halk oyunları alt yapısına ve sahne yapısına sahip, kendi oyunlarını en güzel sunabilen, birçok farklı kostümünü derleyen Türkiye genelinde ekol olmuş, birçok başarılara imza atmış öncü yöredir.

Yöre Oyunları

İzmir'in pek çok köyü manav olarak nitelendirilen yerli Türk köyleridir ve bu köylerin pekçoğu düzlük arazidedir. Dağlık kesimlerde ise Osmanlının son dönemlerinde iskana geçmiş yörük adı verilen köylere rastlanmaktadır. Tüm köylerin ortak yönü ağır zeybeklerin ön plana çıkmasıdır. Ancak yörük köyleri ile manav köy zeybekleri arasında tavır yönünden farklılıklar mevcuttur.

Yörede çokça oynananlar oyunlar şunlardır: ikiparmak,kostak ali,sürmene, ötme bülbül, sebaye,kırmızı buğday, soğuk kuyu, gökçen efe, sinan ağa,zahide molla, Karyolamın Demiri, gündoğdu, baylan cemile. Bergama Konakları, Entarisi Mavili, Zahide Molla, Findik Sıdıkam, Al Basma, Kız Harmandalısı, Ey Yüceler, Bergama Zeybeği, Harmandalı, Bergama Bengisi, Güvende, Somalı, Yalabı, Dağlı, Arpazlı, Çekirdeksiz Bağlarım, İsmailli, Jandarma, Yunddaği, Sebai, Üç parmak, Koca Arap, Nacakoğlu. Oyunlar çoğunlukla 9/8 ve 9/4 lük ritmlerle oynanır.

Menemen, Bergama, Ödemiş köyleri oyunların derlendiği yörelerdir.

İzmir yöresi zeybek figürleri kartalın hareketlerini taklitten doğmuştur.

Zeybek Osmanlı döneminde efelik kurumu için yörükler oldukça önemliydi. Dağlarda göçebe hayatı yaşayan yörükler, efeler ile anlaşmakta ve güvenliklerini efeler aracılığıyla sağlamaktaydılar. Zira pekçok efe yörük obaları içinden çıkmaktaydı. Düzene başkaldıran efeler ise yörükler sayesinde hayatta kalabiliyorlardı. Öte yandan yerleşik Türkmen (manav) köylerinin bir kısmında zeybekler sevilmekte, bir kısmında ise düşman olarak görülmekteydi. Merkezi hükümetin zayıf olduğu zamanlarda zeybekler yörede kontrolü ele geçirmekteydi.

İzmir'in kültürel hazineleri

Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, ılıman iklimi, güzel doğası ve çevresin de bulunan tarihi merkezlerle her dönem önemini koruyan bir kent. İstanbul’dan sonra ikinci büyük limana sahip olan İzmir, Çeşme ve Foça gibi önemli turistik merkezlerin yanı sıra, antik çağların en ünlü kentleri arasında olan yer alan ve Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biri haline gelen Efes’e de ev sahipliği yapıyor. İzmir’in M.Ö. 3000 yılında Erektid krallı Tantalos tarafından kurulduğu kurulduğu sanılıyor. Şehir, ilk adı olan Smyrna’yı bir Amazon Kraliçesi’nden almış. Hitit uygarlığının işlek ticaret yolları üzerinde yer alan kent, Türk hakimiyetine geçmeden önce sırasıyla Frig, İyon, Lidya, Pers, Roma ve Bizans uygarlıklarının egemenliğine girmiş.

Hisar Camii
Kemeraltı-Hisarönü meydanının ortasında 1592 yılında inşa edilen yapı, İzmir'in en büyük camisi. Tek katlı, anıtsal camilerden olan Hisar Camii, kesme taşlardan yapılmış. Yapının ortasındaki büyük kubbenin etrafında küçük kubbeler sıralanmış. Caminin içi Osmanlı sanatının güzel örneklerine ev sahipliği yapıyor.

İsa Bey Camii
Bir Selçuklu eseri olan cami, Ayasuluk tepesinde St. Jean Bazilikası'nın batı yamacına 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış. Türk mimarisinde de ender görülen uygulamalardan biri olan İsabey Camii, Selçuklu camileri ile Osmanlı camileri arasında geçiş dönemi eseri kabul ediliyor.

İzmir Kilisesiİzmir Kilisesi, İncil'de adı geçen yedi kilisenin ikincisi. 2. ve 3. yüzyılların kilisenin en etkin olduğu dönemler olduğu biliniyor. Bazı arkeolog ve Hıristiyan din yazarlarınca kilise kalıntılarının, Çeşmelik semtindeki

Birgi
Birgi, Ödemiş'e 9 km. uzaklıkta. Kent Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin seçkin örnekleri barındırıyor. Dünya Kültür Mirası listesine alınan Birgi’de, İmam-ı Birgivi Türbesi ve Medresesi, Darül Hadis Medresesi, Güdük Minare Mescidi, Ulu Camii ve Aydınoğulları Türbesi gibi önemli tarihi eserler bulunuyor.

Efes
Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, M.Ö. 4 bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamış. Dor istilası üzerine Ege kıyılarına yerleşen İyonlar Efes'e yerleşmişler, daha sonra Lidya egemenliği döneminde şehirlerini geliştirmişler. İyon, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının izleri Efes ve Selçuk'ta bugüne kadar varlıklarını sürdürmüşler. Antik çağın en büyük ticaret merkezi olmasının yanı sıra Efes, Anadolu’nun eski ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük tapınağı olan Artemis tapınağına da sahip. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor. Kalıntıların için de bir tiyatro, jimnastik salonu, hamam ve kütüphane mevcut. Antik çağın bu önemli kenti, yılda ortalama 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Efes Müzesi koleksiyonlarında halen 50.000 eser bulunuyor. Bu sayı her yıl sürdürülen arkeolojik kazılar sonucu her geçen gün artmakta.

Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi, Selçuk’u gören tepelerden biri olan Bülbül Dağı’nın doruğuna yakın. Meryem Ana, İsa’nın ölümünden sonra Aziz Yahya ile Efes’e gelmiş ve 101 yaşında ölene dek, ömrünün son yıllarını burada geçirmiş. Bu sebeple Hıristiyanların önemli bir hac merkezi. Şifalı olduğuna inanılan bir de kaynak suyuna sahip. Kutsal Bakire Meryem'in kaldığı bu ev, 1967 yılında Papa VI. Paul ve 1979 yılında Papa II. Jean Paul tarafından ziyaret edilmiş. Vatikan tarafından kutsal ilan edilen Meryem Ana Kilisesi, dünyanın dört bir yanından gelen Hıristiyanları ağırlıyor.

Çifte Kiliseler (Konsül Kilisesi)
Efes’te Bizans Hamamları'nın karşısında yer alan Çifte Kiliseler'in Hıristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi var. MÖ.431 ve 438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise 26.5 x 29.5 metre boyutlarında. 2. yy.'da Roma döneminde bir bazilikaya dönüşen yapı, Meryem Ana'ya adanmış. Kilise dünyada Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşıyor. Bazilika'nın MS.4 yy.'da kiliseye dönüştürülmesi esnasında batı tarafına nefli bir yapı eklendiği ve batı girişinden sonra büyük bir Atriyum'un yer aldığı biliniyor. M.S. 7 yy.'da kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilince kiliselerin adı " Çifte Kiliseler " olarak anılmaya başlanmış. Meryem Ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle kilise ve çevresi dini bir merkez durumuna gelmiş.

Yedi Uyuyanlar
Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan Yedi Uyuyanlar, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları mağara.

Gençler bir gece uykuya daldıklarında Dacius’un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla kaplatmışlar. Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği karanlığa aldırmadan uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler Hıristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de Hıristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış.

St. Jean Bazilikası
Bizans İmparatoru Justinyen'in 6. yüzyılda St. Jean adına yaptırdığı bazilika, Ayasuluk tepesinde yer alıyor. St. Jean'ın mezarının doğu tarafında rahiplerin oturdukları kısımlar var. Bu yapılar kiliseden yarım daire biçiminde ayrılıyor. İmparator Justinyen ile karısı Theodora'nın monogramları, mezar alanının kuzeyinde aziz resimlerinden oluşan fresklerin bulunduğu kilisenin restore edilen sütun başlıkları üzerinde yer alıyor.

Bergama Kilisesi
İncil'de adı geçen yedi kiliseden kesin olarak yeri bilinen tek kilise olan Bergama Kilisesi, 313-500 yılları arasında Hıristiyan aleminde önemli bir yere sahipmiş. Bergamalılar tarafından "Kızıl Avlu" diye adlandırılan bazilikaya "Serapien" (Serapis adlı tanrı için yapıldığından) deniliyor.

Asansör
Nesim Levi tarafından Mithatpaşa'nın üst kısmına çıkmak isteyenlere kolaylık sağlaması için yaptırılan asansör, İzmir'in önemli yapılarından biri. 1930'lu yıllarda tiyatro sahnesi, sinema salonu, gazinosu ve fotoğrafçısı bulunan Asansör binası, 1992’de İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından günün şartlarına uygun bir şekilde restore edilerek kültür kompleksi halini aldı. Yolunuz düşerse hem asansöre binebilir, hem de üst kısımda hoş bir yemek yiyebilirsiniz.

Kemeraltı Çarşısı
Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkanlarıyla modern iş merkezleri, mağazalar, sinemalar ve cafelerin birarada yer aldığı Kemeraltı’da her türlü zevke ve keseye uygun çok sayıda seçenek bulunuyor. Çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünleri, tombaklar, halı ve kilimler ve deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkün.

Teleferik Tesisleri
Manzarasıyla gelenleri büyüleyen teleferik tesisleri spor ve doğa meraklıları için geniş olanaklar sunuyor. Tesislerde bulunan yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri sayesinde keyif ve heyecan dolu dakikalar yaşayabilirsiniz.

KuÅŸ Cenneti
Kentin yanıbaşında koruma altına alınmış 8 bin hektarlık dev bir yaban hayat parkı. Adalar, sazlıklar, deltalar ve gözalabildiğine uzanan düzlüklerde 190'ı aşkın türde yüzlerce kuş barındırdığı için dünya çapında bir "kuş cenneti" sayılıyor.

Kadifekale
İzmir'in içinde, kente hakim bir tepedeki bu kale Helenistik, Roma ve Bizans izlerini taşıyor. Yüksekliği 20-25 metre olan duvarlarının uzunluğu eski dönemlerde 6 km.'yi buluyordu. Günümüzde çay bahçeleri ve olağanüstü kent manzaralarıyla ünlü bir gezinti yeri.

Çakırağa Konağı
Ege bölgesindeki ilk yapılışındaki mimari üslubu korunmuş ender konaklarından biri olan Çakırağa Konağı’nın 1761 tarihinde Şerif Aliağa tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. 3 katlı, dış sofalı, çift köşk odalıdır. Alt kat duvarları taş örgü diğer duvarları ahşap çatı içine dolma teknikle inşaa edilmiş.

Taş döşemeli alt katta, hizmetli, nöbetçi, bekleme odaları ve ahır yer alıyor. Dik merdivenle çıkılan ara katta kışın kullanıldığı düşünülen alçak tavanlı odalar bulunuyor. Üst kat planı ara katta olduğu gibi açık sofalı, uzun dörtgendir. İki sekili iki çıkma ve iki köşk odalı.

Saat Kulesi
Çarpıcı görünümlü saat kulesi İzmir in sembolü olarak anılıyor. Konak Meydanı'nda yer alan bu ünlü Kule, 1901 yılında Sultan Abdulhamit'in tahta çıkışının 25.yıldönümü nedeniyle yaptırılmış.

Ek Özellikler

Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir'in batısında nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.


Türkçe'de ''Güzel İzmir'' olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararası Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.


Alıntıdır...
Resim
Kullanıcı avatarı
ErAy
 
İleti: 2379
Kayıt: 14 Nis 2008, 02:01
Konum: İzmir
Meslek: Öğrenci
YaÅŸ: 21

İzmir

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir